Trabzon Batum Yol Bisikleti Turu

Uzun zamandır Samet ile yol bisikleti ile uzun bir tur düşünüyorduk. Dersler ağırlaşmadan ve havalar soğumadan bir Batum turu planlamaya karar verdik. Okulun ilk haftası şartlar uygundu. Samet daha önce tek günde Trabzon-Samasun turu yaptığından bu konuda deneyimliydi. Pazartesi günü kulübü açarak turun son ayrıntılarını konuşurken bir yandan da bisikletimizin son bakımlarını yaptık. Bu arada Sena da kulübe gelmesiyle onunda tur kadrosuna eklemiş olduk  fakat yol bisikleti olmadığından ve dağ bisikleti ile de bize ayak uyduramıyacağını düşündüğümüzden otobüsle gelmesinin daha kolay olabileceğini düşündük.

Salı günü Makine kantininde turun son ayrıntılarını konuştuk saat 3:00 te çıkacak Ardeşen de Senayı arayıp onunda yola çıkmasını sağlayacak ve Batumda buluşacaktık. Senaya taşıması için havlu şort ve parmak arası terlik vererek Batumda denize girme planları yapmaya başladık. Fakat Doğu Karadeniz’in olağan yağışlı havası biraz planlarımızı etkileyecek gibiydi zira her ne kadar freemeteo.com da hava durumunu parçalı bulutu gösterse de az bulutlu gösterdiği salı gününde gökyüzü gözükmüyordu. Yaklaşık 22:00 a kadar okul da işlerimi hallettim ve eve geçtim. Tur alışverişi için a101 e giderek sandiviç malzemesi, kuruyemiş, sneakers ve hazır kek satın aldım. 200km sürecek bu yolculukta yiyecek önemliydi.

Eve geçince ilk iş bisikletimi odama çıkarttım ve dağ bisikletime takılı olan gidon çantasını yol bisikletime taktım ve kullanmadığım üçgen kadro çantasını bisiklete taktım. Kadro çantasının bisikleti çizmemesi için bisikletin bir kısmını streç filim ve bant ile kapladım.

 

Bu turda selfie akımına kapılarak bir selfie çubuğu aldım ve onu canon fotoğraf makinasına sabitledim.

Saat 2:00 civarı yatağa girdim ve 2:45 civarı uykusuz ama enerjik bir biçimde uyandım (hangi faaliyetten önce tam uyuyabildim ki)

 

saat 3:00 da evden çıktım ve 03:15 te Sametle KTÜ kampüsünde buluştuk son hazırlıklardan sonra 3:30 da yola çıktık.

Yaklaşık 30km ortalama hızla karanlık ve sakin yolda ilerlerken turun bu şekilde geçeceğini düşünerek içimizden kolay bir tur olacağını geçirerek yola başladık.

Sürmeneye yaklaştığımızda tek tük damlalar düşmeye başladı aldırmayıp devam ettik ama yağmur hızlanınca durmak zorunda kaldık yaklaşık 40 dk bir caminin şadırvanında yağmurun dinmesini bekledik.

Yağmur dinince yola devam ettik fakat bu seferde yerler ıslak olduğundan bisikletin su sıçratmama seviyesi olan 18km/s hızla ilerlemek zorunda kaldık. – Çamurluk ihtiyacını tekrar düşündük-

Bir süre sonra yollar kurudu ve bizde hızlandık of-Rize arasını gayet hızlı 35-40km ile geçtik. Rize ye geldiğimizde tekrar yağmur başladı bu arada Sametin de lastiği patladı fakat Rizede otoyoldan çıkış olmadığı için yaklaşık 10km inmekte olan lastikle yağmurda ıslanarak ilerledik. Lastiği tamir ederken Sametin yedek lastiğinin de patlak olduğunu farkettik burada toplamda 40dk zaman kaybederek. Rizeden ayrıldık

Rize Çayeli arasında yorgunluk emareleri gözlemlemeye başladık ve bir benzinlikte ihtiyaç molası verdik -kadro çantasından dolayı ikimizde de tek suluk var buda sık sık su için durmamıza neden oluyor-

Çayeli çıkışında tempomuzu arttırdık ve Pazarda durmadan Ardeşen’e doğru ilerledik. Ardeşen’e geldiğimizde tekrar yağmur yağmaya başladı kendimizi Ardeşen Opette zar zor attık bu arada saat 10:00 olmuştu bile. Senaya ulaşarak buradan senkron bir şekilde ayrılmamızı söyledik zira ne kadar mola vereceğimizi bilmiyorduk. Ardeşen Opet sürekli çay bulunduran bir benzinlik doya doya çay içtik. Markette makarneks bulunca makarnada yedik. saat 11:00 civarı yağmur durdu ve tekrar yola çıktık.

hafif çiselerle Hopaya kadar ilerledik hopa ya geldiğimizde bir ay önce yaşanan sel felaketinin izleri hala duruyordu. Su doldurmak için bir çeşmeyi kullanmak istedik fakat bölge halkı selden sonra suyun kirlendiği konusunda bizi uyardı. Bime girerek alışveriş yaptık biraz beslendik -30dk civarı-

Samet hopadan sonra 3-4 km kaldığını düşünüyordu fakat içimden 40km civarı bir hesap yapmıştım. Yorgunluğun etkisiylede biraz yavaş olarak sarp sınır kapısına doğru ilerledik. Hopa dan sonra bisiklette yağdan eser kalmamış ve vites aksamı çok gürültülü çalışmaya başlamıştı. Bisikletin böyle çalışmasına içim el vermedi ve Kemalpaşa da yolun solundaki Japon pazarı tarzı ucuzluk marketinden yağ satın alarak bisikletlerimizi yağladık. Bu tünel son muydu yok öbürü sondu derken sarp sınır kapısına ulaştık.

Hızlıca pulumuzu alıp araç kısmından Türkiye den çıktık. Türkiye çıkışı her zamanki gibi hızlı olmuştu. Gürcü tarafında ise yolcu kısımını kullanacağımızdan oldukça sıra bekledik. Araya kaynayan Gürcüleride unutmamak lazım abbv. Tam Gürcü sınır kapısından çıkarken Senanın da Türk tarafında olduğunu öğrendik bir iki öneriden sonra Batuma doğru yola koyulduk hala 20km yolumuz vardı.

http://i.hizliresim.com/zV88j9.jpg

Batum da yolun kalitesi düşüyor fakat sürücüler daha dikkatli araç kullanıyorlar çünkü burada kazalarda cezalar çok ağır.Kmlerin etkisiyle yavaş yavaş Batum merkeze yaklaşırken artık enerjimizin bittiğini farkettim. Yolun kenarındaki smart supermarket (gürcistanda yaygın market zinciri real benzeri içerisinde cafede bulunuyor) gördüğümde gidon çantamdaki bir önceki turdan kalan 5 lari aklıma geldi. Sola sinyal vererek markette geçtim. Marketten 2.4 gel karşılığında börek ve 1.5lt su satınaldım. Marketin önünde oturup beslendik.


Böreklerin etkisiyle biraz daha hızlanarak yola devam ettik Batum şehir merkezinde trafik arttı ve daha dikkatli olmak zorunda kalmaya başladık. Kırmızı ışıkta aniden duran bir araca neredeyse arkadan çarpıyordum.
Batum şehir merkezine geldiğimizde Sena ile buluşacağımız sahildeki İtaly pizza’nın önüne geçtik. İnternet bağlantısı ile Senaya ulaşmaya çalışıyorduk ki Sena karşımıza çıktı. Kısa bir tur değerlendirmesinden sonra son otobüsün saat 16:00 da olduğunu öğrendik. 2 saat için bu kadar yolu gelmenin gereksiz olduğunu düşünüp turu 1 gün uzatma kararı aldık ve geleneksel olarak Batumda kaldığımız Amirani hotele doğru yola koyulduk. Otelde oda sorduğumuzda sadece 1 oda boş olduğunu öğrendik – her geldiğimizde aynı cevabı alıyoruz ama otelde de kimseyi göremiyoruz.- kısa bir pazarlık sonucu 60gel’e odamıza yerleştik.
Hemen duş alıp parmak arası terliklerimizi giyip sahile doğru yola koyulduk.

 

Sahile giderken Marche Cafeye – modern fransız cafe benzeri pastahane kruvasan ve kahveleri uygun ve güzel wifi bağlantısı mevcut personel ingilizce biliyor- uğrayarak atıştırmalık bir şeyler aldık.


Sahil kalabalık sayılırdı. Bizi şezlong kiralayanlar karşıladı Türkiye’deki plajlara nazaran burada şezlonglar bir yerde duruyor kullanmak isterseniz sizin olduğunuz yere getiriyorlar. Biraz atıştırdıktan sonra denize girdik. Suyun gri rengi güven vermese de denemek için 5dk civarı kısa yüzdüm. Su sıcaklığı gayet sıcaktı.
Yüzdükten sonra duş almak için duşlara ilerlediğimde ilk duşun çalışmadığını fark ettim. Diğer duşa ilerledim o da çalışmıyordu fakat altı ıslak olduğundan burada birilerinin duş aldığını düşünerek duşu incelemeye başladım bir iki vana açtıktan sonra duşu açabilmeyi başararak duş aldım.


Plajda biraz oturup fotoğraf çekildikten sonra sahilde dolaşmaya karar verdik. Sahil şeridinde dolaşırken kızıldereli kostümü giymiş -birazda kızıldereliye benzeyen sokak sanatçıları gördük. Kızıldereli müzikleri çalıp kızıldereli aksesuarları satıyorlardı. Biraz izleyip sonra devam ettik. Liman tarafına yaklaşırken üzerimize doğru koşan 15-20 kişilik bir kız gurubu farkettik ne olduğuna şaşırıp kenara çekildik. Biraz ilerlediğimizde UIPM Triatlet championship in bir ayağının Batumda duzenlendiğini öğrendik. Start finish te fotoğraf çekilip gezmeye devam ettik. Triatlet deyince aklımıza triatlon gelsede bu pentatlon sporunun bir dalı olduğunu öğrendim. Bu sporda yüzme koşu ve atış bulunuyor; ayrıca mesafelerde triatlona göre kısa.


Sahilde yürümeye devam ederken para bozdurmamız gerektiğini hatırladık ve Batum caminin orada TL den GEL e geçtik ortalama kişi başı 40gel satın aldık. (1TL 0.80 GEL)
Teleferiğe binerek güneş batışını izlemeyi düşündük fakat bizim düşündüğümüzü genel olarak birçok kişi düşündüğünden yoğun bir teleferik kuyruğu ile karşılaştık. (Teleferik Batumun yüksek bir noktasına çıkıyor ve şehri panoramik bir şekilde görmenize imkan sağlıyor saat 18:00 a kadar 5Gel 18:00 dan sonra 8Gel) Güneşin batacak olmasından dolayı vazgeçip Batumun en büyük süpermarketine geçtik (piazza Batumun yanında) Bol miktarda filtre, çekirdek, toz kahve aldıktan sonra otele geri yürümeye başladık 210km bisiklet, yüzme, şehir turu derken oldukça yorgun düşmüştük, hatta ben otele taksiyle gitmeyi bile düşünüyordum.
Otele doğru ilerlerken bir ara kaybolduk oteli geçtiğimizi düşündük. Yürümeye daha fazla dayanamayacağımızı hissettiğimiz bir anda bir dondurma dolabı yardımımıza koştu. Dondurma ve su alıp 2.4gel civarı bir bedel ödedik ve sahildeki dönme dolabı gören bir yerde oturup dinlendik.


Bir sonraki otele ulaşma denememiz birkaç yanlış sokağa girdikten sonra başarılı oldu ve otele ulaştık.
Otelde sohbet ederken gözlerimizi dinlendirelim felan derken herkesin olduğu yerde sızdığını fark ettim. Uyandığımda saat 23:00 dı ve oldukça susamış bir haldeydim Senanın da uyanık olduğunu fark edince beraber otelin karşısındaki markete giderek çay,atıştırmalık ve kahve satın aldık.Otelden de kettle alarak odada çay demledik. Gürcistanda alkol kullanımı çok yaygın olduğu için marketlerde 500cc lik pet bardaklarda satılıyor buda bizim için bol çay anlamına geliyordu. Odanın balkonunda sohbet ederken Samet uyandı ona da bardak almak için tekrar markete gittik ve biraz daha atıştırmalık alarak geri döndük. Uzun bir süre otelin balkonunda sohbet ettikten sonra. (genelde Batuma kışın geldiğimiz için Batumu hayalet şehir gibi buluyorduk Türkiyenin ege kıyılarındaki tatil beldeleri gibi) fakat bu sefer Batum gayet kalabalıktı. Balkondan sokağa baktığımızda birçok insan sokaktan geçiyor birbirlerine laf atıyor şakalaşıyordu bizde ne dedikleri hakkında tahminde bulunup eğleniyorduk.


Bu arada Samet yatakta sürekli kaşındığını söyleyerek hepimizi huylandırmıştı. Pire mi bit mi derken gecenin ilerleyen saatlerinde kolumda 3 sivrisinek görünce suçlu bulundu. Çarşafı kendime dolayıp rulo şeklinde uyumaya çalıştım sabah uyandığında kulağımda birkaç yerde küçük şişkinliklerle uyandım. Batum’a gelirken mutlaka sivrisinek kovucu getirilmeli. Sabah 6:00 da uyanmak için sözleştik ve yattık.
Gerçekten de saat 6.00 da uyandık hızlı bir kahvaltıdan sonra toparlanıp otelin lobisine indik. Bisikletlerimizi hazırlayıp hatıra fotoğrafı çekildik ve Senayı Sarp minibüslerine bırakmak için minibüs durağına geçtik.

 

İlk gelen minibüse Senayı sıkıştırdıktan sonra (burada dolmuşlar Türkiyedekinden daha fazla yolcu sıkıştırma kapasitesine sahip 20km yi 1Gel e taşıyorlar Sena Sarp sınır kapısında karşılaştığında minibüs maceralarını anlatıyordu) sarp Sınır kapısına doğru ilerlemeye başladık. Samet dünkü kilometrelerin etkisiyle yorgun düşmüştü öne geçtim ve  30-40 km arası hızla tempolu bir şekilde sınır kapısına ulaştık. Sabahın erken saati olması nedeniyle sınır kapısında sadece mazot kaçıran Batum-Hopa otobüsleri vardı. Ulusoy’un bir aracı ile konuştuk hopa ya gittiğini fakat Hopa dan bizi Trabzon arabasına verebileceğini söyledi.
Tereddüt etmeden otobüse binerek Hopa ya doğru yol aldık. Hopa da bisikletlerimizin ön tekerlerini ve selelerini sökerek yarım otobüse yerleştirdik ve saat 11:00 civarı Trabzona ulaştık.

Toplam km= 220+20 km
Toplam zaman: 11 saat
Ulaşım bedeli=20 tl hopa-trabzon
Konaklama= Hotel Amirani 20 Gel

Leave a Reply