Doğankaya – Tonya – Sis Dağı – Trabzon Yayla Turu (2.-3.-4. Gün)

Gece sık sık yağmur sesine uyanarak sabah ettik. Normalde sabah KTUDAKS kamp alanına gidip beraber kahvaltı yapmayı planlıyorduk fakat sabaha karşı yağan yağmur sayesinde bu planımızı gözden geçirerek iptal ettik. Çadırda uyuduğumuz bir sırada umutun sesiyle uyandık. Saat 8 civarında yağmurdan hiçbir eser yoktu ve KTUDAKS ekibi eğitim için kamp attığımız bölgeye gelmişlerdi.

Umutla biraz konuştuktan sonra ayrıldılar ve eğitime geçtiler, bizde kahvaltı hazırlıklarına başladık. Menümüzde domates ve bıldırcın yumurtası vardı birde bol miktarda çay varıdı.

Kamp alanımız

                                                                 Ktüdaksın iniş eğitimi

Kahvaltıdan sonra Ktüdaks’ın eğitim alanına giderek kulübün iniş ipten ipe geçiş vs eğitimlerine katıldık. Aniden başlayan yağmur üzerine çadıra geri döndük ve yağmurun dinmesini bekledik.

Daha sonra bisikletlerle birlikte tekrar iniş alanına gittik amacımız dağcılık kulübü Trabzon’a dönerken bizde Köy merkezine giderek alışveriş yapmaktı. Toparlanırken pompa almadığımı farkettim bir umut Numana sorduğumda ondada pompa olmadığını öğrendim. Turu bu noktada bitirebilirdik çünku özellikle insan hayatından uzak olduğumuz bir bolgede lastiğimizin patlaması bize oldukca büyük sıkıntılar yaratacaktı -ki bilen bilir benim lastiğim hep olmadık yerde patlar- KTÜDAKS ekibiyle vedalaşıp köy merkezine doğru ilerlerken kestirme olarak ormanın içerisinden inmeye karar verdik. Ormanın içinde zigzag çizen yola bulunduğumuz noktadan dik aşağıya inecek ve gelirken takip ettiğimiz patikaya girmeden direk yola çıkacaktık. Fakat planlarımız tutmadı ve ormanda kaybolduk. Ykalaşık 30dk ormanda vakit geçirdikten sonra yolu bularak tekrar inişe geçtik. Köye geldiğimizde marketten alışverişe başladık, ilginç olan şuydu ki; ufacık markette çividen tüpe, meyve suyundan çakmak gazına kadar herşey bulunuyordu.

 

Ümitsizce can alıcı soruyu sordum; “-Bisiklet pompası var mı?” cevap olarak evet cevabını aldığımda oldukça şaşırdık, markette boru tipi ucuz çin malı bir bisiklet pompası satılıyordu. Tereddüt etmeden aldık yeterli basıncı sağlayamasa bile idareten kullanılabilirdi. En azından psikolojik olarak ihtiyacımızı karşılardı.

Alışverişin ardından köy kahvesine giderek elektronik aletlerimizi şarj ettik ve turun kalan kısmını planlamaya başladık.

Normalde planımızda bugün geri dönecektik, fakat bu kadar hazırlık yapmışken ve fırsat bulmuşken biraz daha uzun bir tur yapabilirdik. Google maps ve orux maps kullanarak gidebileceğimiz yerleri inceledik. 2000 metrede kar vardı 2000li metrelere çıkamıyorduk 1000 metrenin de altına inmek istemiyorduk -tekrar çıkmamak için-. Tonya üzerinden sis dağı rotasını çalıştık. Cyclingroute ile yükseklik incelemesi yaptık ve sonunda Sis dağına gitmeye karar verdik. Geçeceğimiz köy isimlerini not aldık. Bu sayede gideceğimiz yerleri sorarak bulabilecektik.

Bu arada kahvede bunları planlarken bir amca yanımıza geldi ve masaya biraz bozukluk bıraktı gençler çaylarınız benden dedi. Israrı üzerine kabul ettik. Daha sonra Powerbankımı şarja taktım bunu burada bırakıp ertesi günşarjlı bir şekilde almak üzere kahveden ayrıldık. Kahvenin 6:00 da açıldığını öğrendik. Hesabı ödemek istediğimizde kahveci ısrarla bizden para almadı.

Tekrar Kamp alanımıza döndük. Bazı ufak ayrıntıları gözden geçirdikten sonra yemek yedik ve dinlenmeye geçtik.

Sabah güneşin doğuşu ile uyanıp -erken kalkan yol alır- kahvaltı yapıp kampı topladık ve saat 6:00 da köy kahvesin inip bıraktığımız eşyaları aldık. Rotamızdan bölge halkına bahsettik ve birkaç tavsiye aldık.

Kısa bir inişle belde merkezine geldik gayet temiz bir asfalt ile Tonya ya doğru tırmanışa başladık. Bir süre sonra inişe geçmeye başladık, yolda önce çakıla sonra toprağa döndü. Bir süre toprakta ilerledkten sonra bisikletimden gari bir ses geldiğini fatkettim. Bagajın gevşeddiğini düşünüp konrol ettiğimde bagajın sağ destek borusunun kırıldığını farkettim. Yakın zamanda diğer bagajımda aynı yerden kırılmıştı. Yanımızda bu çapta bir tamir yapacak bir ekipmanımız yoktu, yükün bir kısmını Numana vererek Tonya ya doğru temkinli olarak devam ettik. Tona ya giderken bir yandan da sorunu nasıl çözeceğimi dusunuyordum.

Tonya ya saat 08:00 de vardık ve ilk iş bir nalburdan çivi ve duck tape sorduk. Çivi vardı fakat duck tape yoktu. Çivi bir miktar çelik tel ve japon yapıştırıcı alarak nalburdan çıktık. Bize bir demirci önerdiler oksijen kaynağı ile bagajın tamir edilebileceği bilgisini verdiler, bunun üzerine demirciye gittik fakat daha açmamıştı. Biraz miktar bekledikten sonra kendi imkanlarımız ile bagajı tamir etik.

Tonya a101 de alışveriş yaptık ve bir kahvede birşeyler atıştırdık.

 

Daha sonra Tonyadan Yakuçur’a doğru hareket ettik yol tek şeritli  ve asfalttı yavaş yavaş irtifa kazanıyorduk. Yükseldikçe hava ısınmaya baslamıstı. Yakucura geldiğmizde Numanın yaklasık 2 km önce gectiğimiz çeşmede kaskını unuttuğunu farkettik. Bu Numan için fazladan 4km, benim için ise 20dk lık mola anlamına geliyordu. Km saatimi şarj etmem için oldukça iyi bir fırsattı. -Garmin 405 kullanıyorum ve GPS on modda 8 saat dayanıyor-

Yakaçurdan ayrılırken köylü bir teyze ile karşılaştık öncelikle sayraç köyünü sorduk tarif etti. Daha sonra sis dağına gideceğimizi söylediğimizde hafif tebessümle – Sis dağı mı sayraçtan gözüküyor dedi. Sayraça doğru devam ettik güzel bir 400m lik inişten sonra tekrar tırmanışa geçtik.

 

Sayraç ta oldukça uzun bir köy köy içerisinde 200m civarı yükselti var köy girişinde bir amcaya denk geldik. Sis dağına gideeğimizi öğrenince baya şaşırdı. Gidersinizde bugün gidemezsiniz dedi. Sayraçtan Sis dağı yüriyerek 12 saat sürdüğünü “yol yokus bisiklet randıman vermez” diyerek bizim yarına ancak varacağımızı söyleyerek biraz umudumuzu kırdı. Yol tarifi ise oldukça ilginçti yerel isimlendirmelerle hiçbir işimize yaramayacak uzunca bir yol tarifi aldık.

Sayraç ta eski bir köy okulu

Anladığımız tek şey yolun yukarıda ikiye ayrıldığı soldan gidersek yayla yolu sağdan gidersek asfalt olduğuydu. Sarnıçta bir kaç eski ev fotoğrafladım.

Köyün çıkışında eski bir caminin bahçesinde yemek molası vermeye karar verdik. Camiye geldiğmizde lastiğimin patladığını fark ettim. Korktuğumuz basımıza gelmişti. Bisikleti boşalttık tamir ekipmanını çıkarttık. Önce lastiği yamaladım daha sonra aldığımız pompa ile şişirmeye basladık ben şişirdikçe Numan pompanın ucuna su döküyordu bunun sebebi; daha önceden edindiğim tecrübe ile bu tarz pompalarda hava bastıkça pompanın ucu ısınmakta ve horumu eriterek pompayı bozmaktaydı, su soğutma ile bunu engelledik. Lastiği tamir ettikten sonra -Tamir olsa bile lastik basınçı 19psi civarındaydı ama hiç yoktan iyi olarak düşündük- yemek yemeğe basladık menümüzde bol karbonhidrat deposu olan makarna vardı. Daha sonra bol bol çay içerek hararetimizi dindirdik.

Uzaklarda Sis Dağı adına yaraşır biçimde zirvesi bulutla kapalı

Tam yola çıkacakken iki köylü kadına rastladık kendi aralarında değişik bir dilde konuşuyorlardı biraz dinlediğimizde rumca olabileceğine karar verdik. Doğancıya doğru devam ettik. Buraya kadar her noktada her yol ayrımında yön işaretleri sayesinde terreddütsüz ilerliyorduk fakat buradan sonra Tonya belediye sınırlarından çıkıp Şalpazarı belediye sınırlarına girdiğimiz için yön tabelaları kayboldu her ayrımda gerek GPS e gerekse yöre halkına danışmak zorunda kaldık.Sayraçtan doğancıya doğru ilerlerken Ani bir ses ile tekrar durduk. Korktuğum başıma gelmiş bisikletin sağlam olan sol bagaj desteğide kırılmıştı. Çaresizce ne yapacağımızı düşünürken, kapısınıın önünde saman sermekte olan, 80li yaşlarda kambur duruşlu bir teyzeye bisikletimizin bozulduğunu evde hiç çivi olup olmadığını sorduk. Var dedi ve bize bir kova dolusu çivi getirdi. ÇAy ikram etmek istedi ama oldukça kısıtlı zamanımız vardı. Biz çivi seçerken “Oğlum çayır biçmeye başladınızmı?” Sorusu üzerine oldukça şaşırdık. Teyzeye durumu tekrar anlatmaya çalıştık ama ne kadar başarılı olabildik bilmiyorum. Bagajı bir şekilde yine onardık ve inişe devam ettik. Ağasar deresinin tabanına doğru oldukça zevkli bir iniş yaptık yaklaşık 700m civarı alçaldık. Ağasarı takip ederek kürtün yönünde %2 tatlı eğimli kaliteli asfalt yoldan yavaşça tırmanışa geçtik.

Bir miktar ilerledikten sonra Acısu Beldesine ulaştık. Buranın adı beldedeki Maden suyu kaynağından geliyor. Oldukça elektrolid kaybettiğimiz bu turda ilaç gibi geldi. Hemen kaynağa inerek sularımızı doldurduk.

Biraz ilerledikten sonra yol çatallanıyor ve iki taraftada sis dağı yazıyordu. Yakındaki bir kahveye yol sormak için girdik. Nerden gidebiliriz dediğimizde iki yolunda Sis dağına gittiğini sol daki yolun uzun ama çok az eğimli olduğunu sağ daki yol ise çok eğimli fakat kestirme olduğunu öğrendik. Yükümüzün çokluğundan ve zamanlama olarak plandan önde olduğumuzu düşünerek soldaki yolu tercih ettik. Bir süre sonra yaptığımız bu tercihten pişman olsakta inişte tekrar terciğimizin haklılığında karar kıldık.

Yol az eğimli densede ara ara ciddi eğimler çıkmakta ve dalgalı bir şekilde irtifa kazanıp kaybediyorduk. Fakat manzarası oldukça güzel olan bir sırt hattında yay çizerek ilerliyorduk. 1300mlerde 3-4 ev ve bir marketin olduğu bir alanda durduk. İlerde market olup olmadığını sorduğumuz bir amca bizi azarlayarak burada alışveriş yapmamızı söyledi. Biraz üsteledikten sonra buradan yukardaki köylerin daha açılmadığını öğrendik ve markete girdik. Markette sadece yarım ekmek ve 1 domates alabildik birazda abur-cubur özellikle kahvaltılık olarak ne sorduysak kalmadı yok cevabı aldık.

Alışverişverişin ardından tırmanmaya devam ettik ve 700mlik bir tırmanış ardından Sis Dağı yaylasına ulaştık. Sis dağı bizi Kar ve soğuk ile karşıladı.

Daha önce Emre ile araba kiralayıp geldiğimiz zirvede bir kamp alanı biliyordum ve kamp alanı olarak burayı düşünüyordum. Kamp alanına geldiğimizde güneş batmasına yaklaşık saat civarı vardı heme çadırımızı kurduk ve sularımızı doldurduk. Etrafta bol miktarda kar olduğundan güneş batınca buranın oldukça soğuk olacağını tahmin ediyordum. Çadıra yerleştikten sonra yemek yapmaya başladık. Menude A101 den indirime girdiği için aldığımız üzümlü makarna vardı :D. Yemekten sonra su almak için dışarı çıktığımızda güneşin de kaybolması ile oldukça üşüdük. Çadıra geçip bol bol çay içerek ısınmaya ve gün içinde kaybettiğimiz suyu yerine koymaya çalıştık. Yorgunluğunda etkisiyle erkenden yattık.

Ktübis flaması 😀

Turun son Günü yine erkenden kalkarak kahvaltı yapıp kampı topladık ve inişe geçtik.

İnişte gelirken kullanmadığımız dik yolu kullanacaktık. İnerken bile yolun dikliği bizi tedirgin etti. Hızlı bir inişle şalpazarına geldik ve şalpazarı çıkışında bir OPET te durarak tekerleklerimizin havasını arttırdık. -Sayraç ta tekerleğim patladıktan sonra 19psi civarı bir hava ile oldukça sesli ve dönme direnci yüksek bir arka tekerlekle ilerlemekteydim – Şalpazarı Beşikdüzü arası ters rüzgardan ve az eğimden dolayı oldukça sinir bozucu bir şekilde geçti.

Beşilkdüzüne indiğimizde hava birden değişmiş etrafı sis kaplamıştı. Sisli bir havada Trabzona doğru ortalama 25-30km hızla pedal çevirmeye başladık saat 10:30 gibi çarşıbaşında mola vererek Kulüptekileri aradık Farozda kahvaltı teklifi sunduk. Tatilin etkisiyle herkes kabul ederek saat 12 de farozda Samet Satı Furkan Barış ve Yakupla buluştuk. Biraz kahvaltı ve muhabbetten sonra Kampüse geçerek turu bitirdik. (Kampusten eve geçmem akşamı buldu yorgunluğun etkisiyle kampüse mat serip saatlerce çekirdek çitledik turu anlattık)

Leave a Reply